Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan eser burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı...
Sırtında bir acı ile uyanır....
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..
Nietzsche
Kişisel
|
Yorum Ekle(0)|
11.08.2011 02:37:37
Etiketler:
Etiket Eklenmemiş
Zerre kadar fransızca bilmememe rağmen buaralar deli gibi dinlediğim şarkı.
İşte sözleri...
FRANSIZCA
je n'ai pas peur de la route
faudrait voir, faut qu'on y goûte
des méandres au creux des reins
et tout ira bien là
le vent nous portera
ton message à la grande ourse
et la trajectoire de la course
un instantané de velours
même s'il ne sert à rien va
le vent l'emportera
tout disparaîtra mais
le vent nous portera
la caresse et la mitraille
et cette plaie qui nous tiraille
le palais des autres jours
d'hier et demain
le vent les portera
génetique en bandouillère
des chromosomes dans l'atmosphère
des taxis pour les galaxies
et mon tapis volant dis ?
le vent l'emportera
tout disparaîtra mais
le vent nous portera
ce parfum de nos années mortes
ce qui peut frapper à ta porte
infinité de destins
on en pose un et qu'est-ce qu'on en retient?
le vent l'emportera
pendant que la marée monte
et que chacun refait ses comptes
j'emmène au creux de mon ombre
des poussières de toi
le vent les portera
tout disparaîtra mais
le vent nous portera
İNGİLİZCE
i'm not scared of the road,
we should see, we should taste
wanderings in the lower of the back.
and everthing will go well, don't you worry,
the wind will carry us.
your message to the big bear,
and trajectory of its orbit.
a snapshot of velvet,
even if it doesn't help anything, don't worry
the wind will carry it.
everything will dissappear but
the wind will carry us.
the caress and the shotgun,
those wounds nagging us,
that palace of other days,
of yesterday and tomorrow,
the wind will carry them.
genetics slung over my shoulder,
chromosomes in the atmosphere,
taxis for the galaxies
and what about my flying carpet, eh?
the wind will carry it.
everything will dissappear but
the wind will carry us
that perfume of our dead years,
things that can knock on your door.
infinity of destinies,
we considered one and what did we get?
the wind will carry it.
while the tide is coming in
and each one reflects on one's life,
i take with me in the hollow of my shadow
some dust of yours..
the wind will carry them
everything will dissappear but
the wind will carry us...
TÜRKÇE
korkmuyorum yoldan
görmek lazım, tadına varmak
dalgalanışlar belimizin oyuklarında
ve güzel olacak her şey burda
taşıyacak bizi rüzgâr
mesajın büyük ayıya
ve yarışın güzergâhı
kadife bir an
hiçbir işe yaramasa da
alıp götürecek rüzgâr
yok olacak her şey ama
taşıyacak bizi rüzgâr
sarılmalar ve kurşunlamalar
ve bizi delik deşik eden şu yara
sarayı başka günlerin
dünün ve yarının
taşıyacak onları da rüzgâr
genetik omuzlarda
kromozomlar atmosferde
galaksilere giden taksiler
ve uçan halımı
alıp götürecek rüzgâr
yok olacak her şey ama
taşıyacak bizi rüzgâr
ölü yıllarımızın şu hoş kokusu
şu kapını çalabilecek olan
sonsuz kaderler
birini tutuyoruz ve elimizde ne kalıyor?
alıp götürecek rüzgâr
deniz yine yükselirken
ve herkes hesaplarını yeniden yaparken
ben senin tozlarını götürüyorum
gölgemin kuytularına
taşıyacak onları da rüzgâr
yok olacak her şey ama
taşıyacak bizi rüzgâr
Kişisel
|
Yorum Ekle(0)|
23.05.2011 06:08:37
Etiketler:
noir desir
Ne olursak olalım, ne kadar esip gürlersek gürleyelim, ne kadar güç ve kudret sahibi olursak olalım, kaderin bizi sürüklediği bir yer var...
Herkesin varacağı yer aynı ve herkes kaderine razı olmak durumunda.
Küçük bir anekdot...
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı bir kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır, keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der Tanrı. İhtiyar taşçı birden güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister ihtiyar taşçı.
"Ol" der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.
Rüzgâr olmak ister bu kez ihtiyar taşçı.
Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez!
Tahmin ettiğiniz gibi, Tanrı kaya olmasına da izin verir ihtiyar taşçının.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı...
İhtiyar taşçı çok zaman geçmez, sırtında bir acı ile uyanır...
Geriye dönüp baktığında, bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır...
Kişisel
|
Yorum Ekle(0)|
01.03.2011 23:47:54
Etiketler:
Etiket Eklenmemiş
2011 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ
| TATİL GÜNÜNÜN İSMİ |
SÜRE |
AY |
GÜN |
| YILBAŞI |
1 GÜN |
1 OCAK |
CUMARTESİ |
| ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI |
1 GÜN |
23 NİSAN |
CUMARTESİ |
| EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ |
1 GÜN |
1 MAYIS |
PAZAR |
| ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI |
1 GÜN |
19 MAYIS |
PERŞEMBE |
| ZAFER BAYRAMI |
1 GÜN |
30 AĞUSTOS |
SALI |
| RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
29 AĞUSTOS |
PAZARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI |
1. GÜN |
30 AĞUSTOS |
SALI |
| RAMAZAN BAYRAMI |
2. GÜN |
31 AĞUSTOS |
ÇARŞAMBA |
| RAMAZAN BAYRAMI |
3. GÜN |
01 EYLÜL |
PERŞEMBE |
| CUMHURİYET BAYRAMI |
1,5 GÜN |
28 EKİM 29 EKİM |
CUMA CUMARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
05 KASIM |
CUMARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
1. GÜN |
06 KASIM |
PAZAR |
| KURBAN BAYRAMI |
2. GÜN |
07 KASIM |
PAZARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
3. GÜN |
08 KASIM |
SALI |
| KURBAN BAYRAMI |
4. GÜN |
09 KASIM |
ÇARŞAMBA |
2012 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ
| TATİL GÜNÜNÜN İSMİ |
SÜRE |
AY |
GÜN |
| YILBAŞI |
1 GÜN |
1 OCAK |
PAZAR |
| ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI |
1 GÜN |
23 NİSAN |
PAZARTESİ |
| EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ |
1 GÜN |
1 MAYIS |
SALI |
| ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI |
1 GÜN |
19 MAYIS |
CUMARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
18 AĞUSTOS |
CUMARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI |
1. GÜN |
19 AĞUSTOS |
PAZAR |
| RAMAZAN BAYRAMI |
2. GÜN |
20 AĞUSTOS |
PAZARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI |
3. GÜN |
21 AĞUSTOS |
SALI |
| ZAFER BAYRAMI |
1 GÜN |
30 AĞUSTOS |
PERŞEMBE |
| KURBAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
24 EKİM |
ÇARŞAMBA |
| KURBAN BAYRAMI |
1. GÜN |
25 EKİM |
PERŞEMBE |
| KURBAN BAYRAMI |
2. GÜN |
26 EKİM |
CUMA |
| KURBAN BAYRAMI |
3. GÜN |
27 EKİM |
CUMARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
4. GÜN |
28 EKİM |
PAZAR |
| CUMHURİYET BAYRAMI |
1,5 GÜN |
28 EKİM 29 EKİM |
PAZAR PAZARTESİ |
2013 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ
| TATİL GÜNÜNÜN İSMİ |
SÜRE |
AY |
GÜN |
| YILBAŞI |
1 GÜN |
1 OCAK |
SALI |
| ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI |
1 GÜN |
23 NİSAN |
SALI |
| EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ |
1 GÜN |
1 MAYIS |
ÇARŞAMBA |
| ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI |
1 GÜN |
19 MAYIS |
PAZAR |
| RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
07 AĞUSTOS |
ÇARŞAMBA |
| RAMAZAN BAYRAMI |
1. GÜN |
08 AĞUSTOS |
PERŞEMBE |
| RAMAZAN BAYRAMI |
2. GÜN |
09 AĞUSTOS |
CUMA |
| RAMAZAN BAYRAMI |
3. GÜN |
10 AĞUSTOS |
CUMARTESİ |
| ZAFER BAYRAMI |
1 GÜN |
30 AĞUSTOS |
CUMA |
| KURBAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
14 EKİM |
PAZARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
1. GÜN |
15 EKİM |
SALI |
| KURBAN BAYRAMI |
2. GÜN |
16 EKİM |
ÇARŞAMBA |
| KURBAN BAYRAMI |
3. GÜN |
17 EKİM |
PERŞEMBE |
| KURBAN BAYRAMI |
4. GÜN |
18 EKİM |
CUMA |
| CUMHURİYET BAYRAMI |
1,5 GÜN |
28 EKİM 29 EKİM |
PAZARTESİ SALI |
2014 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ
| TATİL GÜNÜNÜN İSMİ |
SÜRE |
AY |
GÜN |
| YILBAŞI |
1 GÜN |
1 OCAK |
ÇARŞAMBA |
| ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI |
1 GÜN |
23 NİSAN |
ÇARŞAMBA |
| EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ |
1 GÜN |
1 MAYIS |
PERŞEMBE |
| ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI |
1 GÜN |
19 MAYIS |
PAZARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
27 TEMMUZ |
PAZAR |
| RAMAZAN BAYRAMI |
1. GÜN |
28 TEMMUZ |
PAZARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI |
2. GÜN |
29 TEMMUZ |
SALI |
| RAMAZAN BAYRAMI |
3. GÜN |
30 TEMMUZ |
ÇARŞAMBA |
| ZAFER BAYRAMI |
1 GÜN |
30 AĞUSTOS |
CUMARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
03 EKİM |
CUMA |
| KURBAN BAYRAMI |
1. GÜN |
04 EKİM |
CUMARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
2. GÜN |
05 EKİM |
PAZAR |
| KURBAN BAYRAMI |
3. GÜN |
06 EKİM |
PAZARTESİ |
| KURBAN BAYRAMI |
4. GÜN |
07 EKİM |
SALI |
| CUMHURİYET BAYRAMI |
1,5 GÜN |
28 EKİM 29 EKİM |
SALI ÇARŞAMBA |
2015 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ
| TATİL GÜNÜNÜN İSMİ |
SÜRE |
AY |
GÜN |
| YILBAŞI |
1 GÜN |
1 OCAK |
PERŞEMBE |
| ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI |
1 GÜN |
23 NİSAN |
PERŞEMBE |
| EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ |
1 GÜN |
1 MAYIS |
CUMA |
| ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI |
1 GÜN |
19 MAYIS |
SALI |
| RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
16 TEMMUZ |
PERŞEMBE |
| RAMAZAN BAYRAMI |
1. GÜN |
17 TEMMUZ |
CUMA |
| RAMAZAN BAYRAMI |
2. GÜN |
18 TEMMUZ |
CUMARTESİ |
| RAMAZAN BAYRAMI |
3. GÜN |
19 TEMMUZ |
PAZAR |
| ZAFER BAYRAMI |
1 GÜN |
30 AĞUSTOS |
PAZAR |
| KURBAN BAYRAMI AREFESİ |
1/2 GÜN |
22 EYLÜL |
SALI |
| KURBAN BAYRAMI |
1. GÜN |
23 EYLÜL |
ÇARŞAMBA |
| KURBAN BAYRAMI |
2. GÜN |
24 EYLÜL |
PERŞEMBE |
| KURBAN BAYRAMI |
3. GÜN |
25 EYLÜL |
CUMA |
| KURBAN BAYRAMI |
4. GÜN |
26 EYLÜL |
CUMARTESİ |
| CUMHURİYET BAYRAMI |
1,5 GÜN |
28 EKİM 29 EKİM |
ÇARŞAMBA PERŞEMBE |
Kişisel
|
Yorum Ekle(0)|
03.11.2010 02:39:32
Etiketler:
Etiket Eklenmemiş
GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLİLERİN KIRK KURALI
Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!
Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.
Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilir.
Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olark düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.
On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
On Beşinci Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.
On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde...
Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşrefi-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Herkes ve her şey görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.
Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.
Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki, başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez. Kusur örter.
Otuz Birinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.
Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrı’ya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiğ i ölçüde olgunlaşır.
Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar, o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!
Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
Otuz Sekizinci Kural: “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde.. . Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.
Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.
Kişisel
|
Yorum Ekle(0)|
01.04.2010 00:36:17
Etiketler:
şems-i tebrizi